29 Ocak 2015 Perşembe

Geç Kalan Bir Başlangıç

Selamlar herkese :) Bu baya geç kalmış bir selam aslında. 

Blogumu oluşturalı 1,5 sene kadar oluyor ama ne yazık ki bir başlangıç yapmak nasip olmadı bir türlü.. Harekete geçirecek bir motivasyon lazımdı ve şimdi ona sahibim ki yapıyorum başlangıcımı..

Daha çok defterlere yazarım ben. Günlük tutarım mesela. Kendi psikolojik tahlillerimi yapmaya meraklıyım. Bu, hem duygu ve düşünce kalıplarımı anlamama hem de onları geliştirmeme olanak tanır. Şimdiye dek yazmaktan anladığım günlük tutmaktı. Ancak yazma eylemimi bir adım öteye götürmek geldi içimden. Buraya yazacaklarım elbette yalnızca kendime yazdıklarımdan farklı olacaktır dedim. Çünkü kişinin sosyal ortamdaki varlığı diğerlerinin sanal varlıklarından ister istemez etkileniyor. Bu deneyimin nasıl olacağını görmek istedim. 

Psikoloji aşığı biriyim. Orta Doğu Teknik Üniversitesi Psikoloji bölümünde okuyorum. Psikolojik Hanım'a gelirsek.. Bölümümden ilham alarak oluşturdum ismimi. Psikolojiyle çok samimi bir ilişkim olduğunu söyleyebilirim :) Psikolojiyi kendi hayatımdan ayırmam neredeyse olanaksız, mesela bir durumu olayı değerlendirirken ilk olarak psikolojik yönüyle ele alırım hep. 
Bu da hayatıma ne kadar nüfuz ettiğinin bir göstergesi. Daha 'Psikolog Hanım' olmaya çok varken ‘Psikolojik’ olanı şu an beni daha iyi yansıtır diye düşündüm:) Dediğim gibi daha mezuniyete çok var. Bir sene ingilizce hazırlıkla geçti. Üniversitede üçüncü yılımda ikinci sınıfım. Bence böyle olması daha iyi. Odtü gibi muazzam bir okulda insan bir sene fazladan okumayı ödül olarak görüyor.

İlk yazımda kendimden biraz daha bahsedebilirim aslında. Kitap okumayı çok severim. Şiiri ise dinlemeyi.. Ancak şiir yazmaya yetenekli değilim. Kahramanmaraşlıyım, şairler diyarı olarak anılır fakat bana bu yönde pek bir özellik geçmemiş :)
Başkaa.. Halk oyunları ekiplerinde oynuyorum. Yüzme ve pilatesle ilgileniyorum. Bi de anı içselleştirme gibi bir huyum var. Fotoğraflara kıymet veririm.

Neşeli bir insanım. Hayatımın arka planında bir melodi olsaydı bu, Yann Tiersen’nin Amelie film müziği olurdu. Biraz hüzün, sonrasında gelen ‘yaşamayı yaşadığını’ vurgulayan notalar..
Hayatınızın müziğini duymaya başladığınızda bunun, izlediğiniz filmin arka planında çalan müzik olduğunu fark ediyorsunuz. :)


Şimdilik kendinize iyi bakın..

Görüşmek üzere

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder